15 Temmuz’un Söyledikleri

İdris EKİNCİ / ÇİLİNGİR DERGİSİ / Bu Sayıda

İnsan topluluklarının bir millet olma, bir bütün olarak var olma, yeryüzünde kendi değerleri üzerinde dimdik ayakta durmasının, birden bire, haybeden, basit bir şekilde gerçekleşmeyeceği yaşanan yüzlerce tecrübeyle sabittir. Her millet, kendine “millet” dedirtebilmiş her topluluk, amaçsız ve bağsız kalabalıklar olmanın ötesine geçerken, bir var oluş hamlesinde bulunmuş, çeşitli badireler atlatarak bedeller ödemiş ve gövdeleşmenin her türlü karşılığını vermiş olarak dünya sahnesindeki yerini alır.

Türkiye, bir vatan olarak bu ismi aldığı zamandan bu yana, dünya üzerinde dikkatlerin, emellerin, plan ve projelerin, oyunların, entrikaların ve savaşların eksik olmadığı, hayatî derecede mühim bir coğrafyanın üzerinde yükselmiş bir ülkedir. Sahip olduğu konum itibariyle her zaman kilit olma vasfını koruyan bu topraklar, bir Türk vatanı olmasıyla dünya tarihinde yabana atılmayacak, es geçilemeyecek, kenara itilemeyecek bir kıymete sahiptir. Anadolu’nun vatan olmasıyla, Türklerin hâkimiyetinin bu topraklarda perçinlenmesiyle yaşanan gelişmelerin, modern hayatın, kapitalizmin, dünya sistemi denilen canavarın bütün bir insanlığın üstüne ne şekilde çullandığının anlaşılması açısından da farklı bir yeri vardır. Çünkü Türk vatanı olan Türkiye, taşıdığı ve yükselttiği değerlerle, modern dünyanın, Batının hem yarası hem engeli hem de yok etmesi gereken bir düşmanı olarak tebarüz etmiştir. Her nerede bir Türk gerçeği vardır ve Türkiye diye Müslümanlar tarafından vatanlaştırılmış bir coğrafya vardır, o zaman modern hayat dardadır, sıkıntıda ve kafası bozuktur. Bu gerçek asırlar boyunca Batının zihin dünyasını meşgul etmiş, onu tatlı rüyalarından uyandırmış, dişlerini kırarcasına sıkmasına sebep olmuştur. Bu noktadan sonra Batı için, modernizmin dayanağında ilerleyen bütün değerler, Türk vatanını bir hedef hâline getirmiştir.