Adalet Terazisinde Tıbbileşme ve İsraf

Dr. Ahmet Özdinç / ÇİLİNGİR DERGİSİ / Üçüncü Sayı

Sınırlı kaynakların dağılımı dünyanın eşit(siz)lik ve dahi adalet(sizlik) göstergelerinin en önemlilerindendir. Dünyada 800 milyon insan her gece aç olarak yatmakta, 1,5 milyar insan günde 1 doların altında bir gelir ile yaşamaktadır. Buna karşın 85 zenginin serveti 3 milyar yoksulunkine eşit! Kültür ve ahlakımıza göre iki kişinin yiyeceği üç kişiye, üç kişinin yiyeceği dört kişiye yeterken kapitalizm sofrasının etrafına bir diğerinin varlığına asla tahammül gösterilmemektedir. İktisat tariflerine baktığımız zaman dünyanın sahip olduğu kaynakların yetersiz, ihtiyaçların ise sınırsız olduğu telkin edilmektedir. Kapitalizm her şeyini bu zaviyeden meşrulaştırmakta ve insanların mevcut adaletsizliğe yönelebilecek nazarlarını başka istikametlere sevk etmektedir.

Kaynakların yeterli olup olmadığı tartışmasını bir kenara bırakarak baktığımızda adaletli dağılımının önündeki en büyük engelin israf olduğunu görürüz. İsraf; adalet ilkesinin unsurlarından biri olan ihtiyaç ile ilişkilidir. Lügatlarda israf’a mana verilirken kullanılan “lüzumundan fazla harcama” ibaresindeki lüzum, ihtiyaca tekabül eder. Günümüzde ihtiyaç algısı piyasanın kendi ürünlerini satma istekliliğiyle oluşmaktadır. Oluşturulan izafi ihtiyaç algısı mutluluk arayışında olan modern insanın yönelimi olmuştur. İhtiyaç ve mutluluk ilişkisi modern pazarlama yöntemlerinin vazgeçilmez unsuru olarak karşımıza çıkması tesadüf değildir. “Mutluluk” kulpu her şeye “tüketilebilir” hüviyeti kazandırmaktadır. Gazlı bir içeceğin sloganı pekâlâ “mutluluğa kapak aç” olarak karşımıza çıkabilmektedir.