İnsanın Cennetten İkinci Düşüşü

Prof. Dr. Bedri Gencer / ÇİLİNGİR DERGİSİ / İkinci Sayı

Modern insan, sürekli yaklaşan bir fırtınanın ayak seslerini, patlatılacak bir bomba için kurulmuş saatin tik taklarını dinlercesine sonsuz tedirginlik içinde kıvranıyor. Modern insanın bu tedirginliğinin, ontik emniyetsizliğinin en geniş anlamda mekanî, zamanî ve manevî (semantik) bir belirsizlik durumundan kaynaklandığı söylenebilir. Burada güvensizlik yerine emniyetsizlik kelimesini kullanmamız boşuna değildir. Çünkü Arapça’da emniyet’in iman ve emanet kelimeleriyle etimolojik ve semantik bağı vardır. Modern insanın nerede durduğunun ve nereye gideceğinin, hareketlerinin vakitlerinin ve anlamlarının belirsizliğinden çektiği ızdırapta, emniyetsizlik’te iman ve emanetin kaybı başrolü oynar.

Dahası Arapça’da iman ve emanet kelimelerinin türediği “e-m-n” köküyle “ana” anlamına gelen “ümm”ün kök harfleri “e-m-m” arasında iştikak denen etimolojik ve semantik bağ da dikkat çekicidir. Buna göre, ananın iman ve emanetin kanalı olduğu söylenebilir. Modern insanın ontik emniyetsizliği, özünde “insanın Cennetten ikinci düşüşü” olarak görülebilecek “ana kucağından koparılışı”ndan kaynaklanmaktadır. Bu yüzden bu makalede biz, bu koparılış sürecini sosyolojik ve psikolojik olarak iki ana başlık altında işleyeceğiz.

Bu yazıyı dinleyin: